İstanbul Sahipsiz Değil

İstanbul’un siluetini değiştirmek medyenlileşmenin sonucu mudur?

Sample image

Prof. Dr. Burhanettin Can

Son yıllarda da İstanbul’un her tarafına yayılan gökdelenler, neyin habercisidirler? Zeytinburnu’nda ki iki gökdelenin Sultanahmet Camisini gölgelemesiyle ortaya çıkan siluet sorunu, Bir AB projesi mi yoksa yönetimin Medyenleşmesinin tabii sonucumudur?  Geçen hafta AB projesi olma ihtimaline ilişkin gerekçeler üzerinde durmuştuk. Bugün İnsan tamahkarlığının zirvesini temsil eden mal tutkusunun hiçbir ölçü tanımayan boyutuna, Medyenleşme, dikkat çekmek istiyoruz.
Medyenli olmak Ya da Medyenlileşmek
    Medyen halkı helak olan kavimlerden biri olup Kuranı Kerim’de, Hz. Şuayb’ın kavmi olduğu ifade edilmektedir. Hz. Şuayb Medyen halkına peygamber olarak gönderilmiş, onları içerisine düştükleri bataklıktan kurtararak sıratı müstakime ulaştırmak için mücadele etmiştir. Hz. Şuayb’ın kavmi ile olan mücadelesi, Kuran’ın değişik ayetlerinde(7/85-99; 9/70; 11/84-95;  28/22, 45;  26/176-190) ana hatları ile anlatılır.  Bu ayetlerden hareketle Medyen halkının en önemli vasıflarını, aşağıda ki gibi özetleyebiliriz:
•    Allah’tan başkasını İlah edinmekte ve Allahtan başkasına ibadet etmekteler.
•    Ölçü ve tartıda hile yapmaktadırlar. İnsanların (hakları olan mallarını) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmekteler (7Araf 85, 11 Hud 84, 85).
•    Fesatçıdırlar.
•    Bolluk ve refah içerisinde yaşamaktalar.
•    İman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymakta ve Allah’ın yolunda çarpıklık aramaktalar.
•    İman edenleri tehdit etmekte, sürgün etmek istemektedirler.
•    İman edenleri eski dinlerine çevirmek için uğraşmaktadırlar.
•    Allah’ı önemsiz bir şey gibi unutmuşlardır.
Kuran’da ismi geçen helak olmuş kavimlerin ortak özelliklerinin yanı sıra her birine
özgü özel olan özellikleri de vardır. Yukarıda ki özelliklerden 2. Madde hariç geri kalanlar helak olmuş kavimlerin, genel olarak, ortak özellikleridir. 2. Madde ise yanı insanların mallarının değerinin eksiltilmesi, ölçü ve tartıda hile yapılması  Medyen halkına özgü baskın bir özelliktir. Hz. Şuayb bu nokta üzerinde özenle dururken bu davranışın, dünyayı ifsad ettiğini, huzuru, güveni ve dayanışmayı yıktığını belirtmektedir. İnsanlara hile yapılarak, aldatılarak birilerine, rant sağlanmakta; böylelikle toplum ifsad edilmektedir. (7Araf 85, 11 Hud 84, 85).
Medyenli olmak, medyenlileşmek demek, ölçü ve tartıda hile yapmak, hileli ürünler üretmek, işlerini hileli yapmak, insanların mallarını mülklerini hile yaparak değerini düşürüp ellerinden almak, böylelikle aşırı rant elde etmek ,  karşı çıkanları suçlamak, tehdit edip susturmak şeklindeki bir tutum, davranış içerisinde olmak, bunu bir yaşam tarzı olarak benimsemek demektir. Bu tutum ve tavırları ile toplum içerisinde kin , nefret, hasedin yaygınlaşmasına, birlik, dirliğin  ve toplumsal dayanışmanın yıkılmasına  , kısaca fesada sebep olmaktadırlar.
    Genel olarak Türkiye’de özelde ise İstanbul’da iş ahlakı konusunda meydana gelen kırılma, genel olarak ölçü, tartı ile alakalıdır. İnsanların mallarının, özellikle, arazilerinin değerleri, imar planları ile oynanarak değiştirilmektedir. İstanbul’un her tarafında mantar gibi yükselen Gökdelenler, yapılan imar değişiklikleri ile kanuni statüye kavuşturulmuştur.
Gökdelenlerin inşa edildiği araziler, daha önce kimlerin elinde idi ve kaç katlı imara sahipti? Kimlere satıldıktan sonra imar değişikliği yapılarak gökdelenlere izin verilmiştir? Gökdelen inşaatlarında yabancı sermaye ortaklığı varmıdır? Bu soruların cevapları önemlidir.
Yapılan iş, ölçünün, mizanın, adaletin bozulması demektir. İnsanların yada kamunun mallarını, mülklerini değerlerini düşürerek almak; arkasından yapılan hilelerle değerlerini yükselterek birilerine rant sağlamak adil bir tutum değildir. 
Rant karşılığında bir İslam beldesinin görüntüsünü değiştirmek nasıl yorumlanmalıdır?
Firavun’un Kulesinden Kapitalizmin Gökdelenlerine
    Hz. Musa ile Firavun arasında mücadelenin sertleştiği bir dönemde Mısır’ın rabbı olduğuna inanan Firavun, Hz. Musa’nın İlahı ve Âlemlerin Rabbine meydan okumak için yardımcısı Haman’a yüksek bir kule yapmasını söyler. Böylece Gökyüzünün yollarına çıkarak Musa’nın İlahını arayacak ve onu bulamayıp Musa’nın yalancı olduğunu ispatlayacaktı( 40 Mümin 36-37). Firavun’un, amacı ve hedefi belliydi. 21. Asırda dünyanın her tarafında gökdelenler inşa etmenin amacı ve hedefi neydi?
    Gökdelen(Skyscraper) isminden de anlaşılabileceği gibi bir meydan okumadır. Gökleri yaran, göklere ulaşan bu binalarla seküler insan ya da Kapitalizm ne aramaktadır ve kime meydan okumaktadır? Hz. Musa’nın İlahini aramadığın göre neyi aramaktadır? Sekülerleşmiş ya da Medyenlileşmiş,  kapitalistleşmiş insan, kapitalizmin ilahini yanı parayı aramaktadır. Gökdelen para demek rantiye demek, insan ve insanlığa meydan okumak demektir. Her gökdelen müstağnileşmenin birer sembolüdür. Kendinden başkasına ihtiyaç hissetmemenin, bireysel yaşamanın, bireysel var olmanın sembolü. Komşuluğun çöpe atılmasının sembolüdür o. Gökdelenler kapitalizmin putlarıdır.
Bu durumda 21. Asırda İstanbul’un merkezinde gökdelenler inşa etmenin amacı ve hedefi nedir?  İstanbul’un görüntüsünü bozan, camileri gölgeleyen bu binalarla yerel yönetimler, neyi elde etmeye çalışmaktadırlar? Yanı başında ki binaya bir kat vermeyip de bir gökdelene 30 kat 50 kat vermeyi hangi adalet duygusu ile açıklayabilmektedirler?
Eğer rant elde etmek, ölçü, tartıyı tam tutmayı ve adaleti engelliyorsa o zaman Namaz kılmanın anlamı nedir?
Şeklileşmiş Bir Namaz ve Unutulan Bir Rab
    Hz. Şuayb Medyen halkının ölçü ve tartıda hile yapmasına, başkalarının elindeki malları eksik ölçerek, tartarak, değerini düşürerek almasına karşı çıktığında Medyen halkı bunun sebebini anlayamamıştır. Bunun sebebi olarak kendileri ile Hz. Şuayb arasında çok temel görünür bir fark olarak Hz. Şuayb’ın namazını görmüşlerdir:
“Dediler ki: «Ey Şuayb, senin namazın mı atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vaz geçmemizi emretmektedir…»”(11 Hud 87)
Hz. Şuayb’ın Namazı, onu sadece kötülük yapmaktan alıkoymuyor, aynı zamanda onun her türlü kötülüğe karşı çıkmasını da sağlıyordu. Namazın çok temel fonksiyonlarından bir buydu. Allah’ın namaza yüklediği fonksiyonların yerine getirilmemesi, namazı şeklileştirip ruhundan uzaklaştırmaktadır:
“İşte (şu) namaz kılanların vay haline Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, Onlar gösteriş yapmaktadırlar...”(107 Maun 4-7)

Namaz şeklileşip ruhunu kaybedince, Allah önemsiz bir şeymiş gibi unutulmaya başlanır. Hayata müdahil olmayan, yeryüzüne karışmayan bir Allah inancı ortaya çıkar. Allah’ın gücü ve otoritesi yerine paranın, beşerin gücü ve otoritesi etkin olur. Medyen halkının Hz. Şuayb’e dokunamamasının sebebi çevresinin güçlü oluşundan dolayıdır:
“«Ey Şuayb» dediler. «... Doğrusu biz seni içimizde zayıf da görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten biz seni taşa tutar öldürürdük…» (11 Hud 91)
Buna karşılık Hz. Şuayb, asıl korkulması, sakınılması gerekenin Allah olduğunu belirtmesi, namaz kılanların çok dikkat etmesi gereken bir konudur:
Dedi ki: «Ey kavmim, sizce benim yakın-çevrem, Allah'tan daha mı üstündür ki, O'nu arkanızda unutuluvermiş (önemsiz) bir şey edindiniz.»”( 11 Hud 92)
Namazın şeklileşmesi, gösterişe dönüşmesi ve Allah’ın önemsiz bir şey olarak addedilip unutulması, sekülerleşmenin, laikleşmenin bir sonucudur. Ölçü ve tartıda hile yapanlar, insanların mallarının değerlerini eksilterek rant sağlayanlar, netice itibariyle Allah’ın helal ve haram hudutlarına uymayıp Allah’ı ve Ahret gününü unutanlardır. Gökdelenlerle birilerine rant sağlayanlar ve İstanbul’un görüntüsünü sekülerleştirenler ahrette ne hesap vereceklerini düşünmelidirler:
“ Eksik ölçüp tartanların vay haline,
Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.
Yoksa onlar, diriltileceklerini sanmıyor mu?
Büyük bir günde.
İnsanların, alemlerin Rabbi için kalkacağı günde.”(83 Mutaffifin 1-6)

Sonuç: Tezattan Kurtulmak
    Türkiye’de çok sık rastlanan siyasi bir olgu, iktidarda iken başka muhalefette iken başka bir dil ve söylemin benimsenmiş olmasıdır. Dün ak dediklerine bugün kara, dün kara dediklerine bugün ak demek, Türkiye’de ki siyasetin en ciddi çıkmazıdır. Bundan dolayı da Türkiye’de uzun vadeli bir devlet politikası inşa edilememektedir. Doğrular ya da yanlışlar İktidar ya da muhalefet koltuğunda olup olmamaya bağlı olarak değişmektedir. Siyasi partiye destek veren halk kesimi ise doğru veya yanlışı arama yerine futbol takımı tutar gibi parti tuttuklarından, kendi partilerinin hatalarını, eksikliklerini görmemekte, kaşlarını çatmamakta ve seslerini çıkarmamaktadır.  Bu tutum toplumların kirlenmesine, çürümesine ve de yıkılmasına sebebiyet vermektedir.
Böyle durumlarda yapılması gereken, en zor şartlar altında bile, iyiyi, güzeli, hakkı ve doğruyu savunmak olmalıdır. Birilerini memnun etmek yerine Hakkı memnun etmek, birilerinin razı olması yerine Allah’ın razı olmasını istemek bir Müslüman için en temel, en doğal davranış olmalıdır. Bu kendi içerisinde tutarlı olmak, kendi kendisi ile tezada düşmemek demektir. Hz. Şuayb’ın Medyen halkı ile olan mücadelesinde bu temel düsturu görmekteyiz:
“Dedi ki: «…Ben, size yasakladığım şeylere (kendim sahiplenmek suretiyle) size aykırı düşmek istemiyorum. Benim istediğim, gücüm oranında yalnızca ıslah etmektir.»”(11 Hud 88)
Türkiye’de Siyaset bu yapısından dolayı toplumu ifsad etmektedir. Allah’a ve Ahret gününe iman edenlerin, namaz kılanların rant karşısında yapması gereken şey, Hz. Şuayb’ın ifadesi ile;
“«Eğer mü'minseniz, Allah'ın bıraktığı helal işlerden olan kazanç sizin için daha hayırlıdır.»”(11 Hud 86)
 Unutmamak gerekir ki aksi durum yanı Medyenlileşme çok daha tehlikeli sonuçlar doğuracaktır(11 Hud 94).
Allah bizi böyle bir sondan korusun.


Bu site sivil inisiyatifle kurulmuştur. Herhangi bir tüzel kişiliği yoktur.
Gökdelenler yıkılana kadar yayında kalacaktır.

platforma destek öneri ve irtibat için
ePosta: Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.